kayıp zamanın izinde...
clock
unutulmuş mülteciler:gelibolu'da beyaz ruslar 1920

Tarih 15 Kasım 1920.  Zor günler geçiren Fransız İşgali altındaki Gelibolu’nun yeni misafirleri var.  Sayıları 25 bine ulaşan Beyaz Ordu’nun sürgündeki mensupları ve aileleri… Müslüman, Rum ve Yahudi nüfusuna Senegalli işgalcileri de eklemiş olan Gelibolu için kolay taşınamayacak bir yük daha… Ruslar, Ukraynalılar, Tatarlar ve birçok milletten oluşan büyük bir Beyaz Rus mülteci grubu Gelibolu’ya çıkıyorlardı.  Fakat efsanevi Anadolu misafirperverliği ile Gelibolu halkı bu badireyi de atlatmayı başaracaktı.

1917 yılında Çarlık Rusya'sında devrim yapan Lenin'in liderliğindeki Bolşevik güçlerine karşı savaşan antikomünist askeri güç olan Beyaz Ordu’nun güney kolu iç savaş sonrası yenilgiye uğramış ve General Pyotr Wrangel komutasında Kırım Yarımadasına çekilmişti. Burada da tutunamayacağını anlayan Wrangel, kendisini destekleyenlerle birlikte bir tahliye operasyonu yapmaya karar vermişti. Kızıl Ordu birliklerinin komutanı olan General Frunze ile bir anlaşma yapan General Wrangler, 138 gemi ile Türkiye’ye doğru yola çıktı. Asker, memur, aile ve sivillerden oluşan mültecilerin sayısının 150 bine ulaştığı tahmin edilmektedir.

Müttefikler Beyaz Ordu mültecilerinin 3 askeri kampa yerleştirilmesine karar vermişlerdi; Çatalca, Gelibolu ve Limni Adası… Karşılığında ise tüm ticaret gemileriyle yükleri Fransa’ya teslim edilecekti. Korgeneral Kutepov komutasında 15 Kasım 1920’de Gelibolu’ya ulaşan 25 bin Beyaz Ordu mültecisini hiç de iç açıcı bir tablo beklemiyordu.

 Mütareke günlerinde İttifak Güçlerinin elinde bulunan Gelibolu’da, Çanakkale Savaşları sonucu tam bir yıkım hali vardı. Şehirde bu kadar mülteciyi ağırlayabilecek altyapı yoktu, yiyecek ve içecek sıkıntısı ise had seviyede idi. Fransız İşgal Kuvvetleri, Beyaz Ordu mültecilerini Gelibolu’dan 6 km uzakta ve oldukça yabani bir yer olan Büyükdere Nehri Vadisi’ne yerleştirdiler. General Kutepov, stratejik bir karar alarak birliklerinde yer alan Türkçe konuşan Kırım Tatarlarını terhis etmemişti. Böylelikle Beyaz Ruslar gerek Türk idari makamları gerek ise halk ile iletişim konusunda zorluk çekmemişlerdi.  Kalacak yer sıkıntısı çeken Beyaz Rus mülteciler sadece çadırlarda değil cami, okul ve hastane gibi kamu binalarına da yerleşmişlerdi.

Beyaz Ordu Gelibolu’da da askeri talimlerine devam etmişti. Bu durum özellikle ikmal desteği sağlayan Fransızları kızdırmış ve askeri eğitimlerden vazgeçmedikleri takdirde kendilerine yapılan yardımı kesecekleri tehdidinde bulunmuşlardı. Bütün bu olumsuz şartlar ve altyapı eksiklikleri salgın hastalıklara yol açmış ve Fransızların ilaç yardımını kesmesi yüzünden de Türk doktorlar Beyaz Ruslara yardım etmeye başlamışlardı.  Para sıkıntısı çeken mülteciler beylik silahlarını ve askeri malzemelerini satmak zorunda kaldılar.  Zaman zaman ormandan odun kesiyor ve bunları pazarda satıyorlardı. Gelibolu’da kaplumbağaların sayısındaki azlığın sebebi de Fransızlar gıda yardımını kesince aç kalan Beyaz Ruslardan biliniyordu.

Bütün bu olumsuz şartlara rağmen sürgündeki Beyaz Ordu’da katı disiplin hiç eksilmeden devam etmekteydi. Hatta bu konuda anlatılan bir hikâye bu disiplinin ne boyutta olduğunu bize gösteriyor; Çarşıya giden Beyaz Ordu askerleri bir helvacıdan helva çalıp kaçarlar. Olay hemen birliğin başındaki Rus yüzbaşıya bildirilir. Yüzbaşı taburu içtima alanına getirir ve helvacıya askeri teşhis etmesini söyler.  Helvacı askeri teşhis eder ama aynı zamanda da hırsızı affettiğini ve suçlamasını geri aldığını da belirtir. Yüzbaşı buna rağmen askeri alnından tek kurşunla vurur ve bunun bütün tabura örnek olması gerektiğini söyler.

Geçen süre zarfında İngilizler ve Fransızlar Rusya’da devrimci güçlerle anlaşmış ve Beyaz Ordu kelimenin tam anlamıyla desteksiz ve işlevsiz hale gelmişti. Beyaz Rusların birçoğu Avrupa’ya göç etmiş ve son Beyaz Rus kafilesi de 6 Mayıs 1923’de Gelibolu’dan ayrılmıştı.

Korgeneral Kutepov Gelibolu’da hayatını kaybeden Beyaz Ruslar için 20 bin taştan yapılmış bir anıt yaptırmıştı. Anıt mezarlık 1949 yılında depremler ve bakımsızlık sonucu yıkılmış, 2008 yılında tekrar yapılmıştı.  General Kutepov’a gelince Paris’e yerleşen general 1930 yılında anti Sovyet çalışmalarına devam ederken kaçırıldı ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Öldürüldüğü iddia edilse de bu durum hiçbir zaman kanıtlanamadı.